MARILYN MANSON FAN CLUB

MARILYN MANSON haberler,resimler,bıyografiler,metal dünyası,gothic,black...
 
AnasayfaTakvimPortalliSSSÜye ListesiKullanıcı GruplarıAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 kara ev

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SYSTEM
Kurucu Admin
Kurucu Admin


Erkek
Mesaj Sayısı : 248
Yaş : 26
Location : Antalia
Job/hobbies : KARIkatür:))
Humor : DeLi...
Kayıt tarihi : 30/09/07

MesajKonu: kara ev   Salı Ekim 16, 2007 8:56 pm

Anton LaVey ve onun yaşam öyküsü yazarı, sırdaşı ve genel müdür olan Blanche Barton'la buluşmak üzere takside giderken bu buluşmanın bir zamanlar korsanların kullandğı randevu evi olan ve çeşitli gizli geçitleri bulunduğu söylenen "KARA EV"demi gerçekleşeceğini bilmiyordum. En azından LaVey'le boktan bir restaurant ya da gece klubünde değil gizli yerlerinden birinde görüşmek istiyordum.

"KARA EV"e duyduğum ilgi yıllar öncesinden kaynaklanıyordu. LaVey cuma geceleri düzenlediği "BÜYÜLÜ ÇEVRE" toplantılarını bu evde gerçekleştiriyordu. Daha sonra yılın en şeytani günü olan ve Walpurgisnacht denilen 30 Nisan/1 Mayıs gecesinde 1966 yılında şeytanın kilisesini kurmuştu.

Bu ev LaVey'in felsefesini ve Şeytani Master planını gerçekleştirdiği yerdi. Bu nedenle adamı kendi ininde görmek istiyordum.

Sözleştiğimiz yere gelince "KARA EV"i öbür evlerden hemen ayırabildim. Çok sevinmiştim Randevumuz buradaydı.

Taksiden inip parayı verirken Şoför yüzüme " Burada inmek istediğinizden eminmisiniz" diiyen bir bakışla baktı. Emindim "KARA EV" Victoria tarzı mimarisi ile çevresindeki öteki evlerden keskin hatlarla ayrılıyordu.

Her Bakımdan hazırlıklı olmama rağmen LaVey'in "KARA EV"i önünde birisinin kapıyı açmasını beklerken garip duygular içindeydim. Zile bir kere bastıktan hemen sonra kapıyı LaVey'in özel şoförü ve uşağı açtı. Adımı sordu. Beklenen adam oluğumu görünce beni içeriye buyur etti.

Ev gerçekten siyahtı sanki evin içinde hiç kimse yaşamıyordu.

Ama hafiften gelen bir müzik sesi vardı. Uşak beni lambaletlerle aydınlatılmış bir kütüphane odasına aldı ve oturmam için bir koltuk gösterdi.

Kütüphane odası oldukça ilginçti. Bir köşede antik bir jinekolog masası bir başka köşede içi doldurulmuş sıçan duruyor. Tavandan örümcek ağları sarkıyordu. Bunlar LaVey'i görmeye gelenleri gerçekten korkutmak için mi oradaydı. Yoksa ucuz birer aksesuar olarak mı?

Şeytanın Başpiskoposu kendisini ciddiye almayanlara karşı alaylı bir tavır takındığını önceden belirtmişti. Şeytanın Not Defterindeki denemelerinden biri olan " Gelin Sizi Eğlendireyim " başlıklı yazıda kendisini ciddiye almayanlarla nasıl dalga geçtiğini anlatıyordu.

Kütüphane odasında otururken duygularım biraz karışıktı. Acaba gördüğüm şeyler "KARA EV"in doğal birer parçası mı yoksa meraklılar için düzenlenmiş bir dekormuydu?

Bir süre bekletildikten sonra üzerinde " Laboratuar " yazılı gri bir kapıdan içeri Blanche Barton girdi. Genç ve çekici bir sarışındı. 1940'ların havasını taşıyordu. Beni çok sıcak ve çok profesyonel bir tavırla selamladı.

LaVey'inŞeytani Cadı adlı kitabında söylemiş olduğu gibi kadınların erkekler üzrinde kesin bir cinsel etkileme gücü ve "görünüşün bir kadın için herşey demek" olduğunu kanıtlamak ister gibiydi.

Blanche Barton'un derin dekoltesinden görünen yuvarlak göğüslerinden gözlerimi ayıramıyordum.

Üstelik kadının bunun çok iyi farkında olduğunu bile bile. Barton'la birbirimiz öven sözler söyledik. Bu arada ben kendisi ile daha önce defalarca telefonda konuşmuş olduğum halde üniversiteden en iyi derece ile mezun olmuş olan bu kadının, dünyanın en karışık dinini vaaz eden bu adamla ne işi olduğunu kavrayamıyordum.

Telefon görüşmelerimizde bana karanlık güçlere duyduğu ilgiyi ve henüz 14 yaşındayken Şeytanın İncili'ni okumuş olmanın verdiği heyecanı anlatmıştı.

Ama beni "KARA EV"de ağırladığı zaman fevkalade nazik bir hanımefendiydi. Bu görüntü de bu insanların sıradan KARA BÜYÜ manyakları olmadığını en azından benim için kanıtlıyordu.

Blanche Barton'la bir süre havadan sudan sohbet ettik. Sonunda Blanche "Doktor"un kısa bir süre içinde yanımıza geleceğini söyledi. Anton LaVey arkadaşları ve yakın çevresi arasında "Doktor" lakabıyla anılıyordu.

Daha adı tam telaffuz edilmiş-edilmemişti ki, Anton LaVey kütüphaneye girdi. Bana gülümseyerek yaklaştı. keçi sakallı ve sıfır numara traşlanmış başı bana pek çarpıcı gelmiyordu.

Öte yandan bu adam dünyanın en kötü adamıysa annelerini arkasından bıçaklamaya heran için hazır olan "iyi adamlar"da bana birşey ifade etmiyordu.

Müzik ve büyü konusunda konuşmaya başladık. LaVey'in felsefesini tartıştık.. Fikirlerinin çoğunun çok mantıklı geldiğini söyledim. O da kaarşılık olarak "Ben bu sözü bir çok insandan duyuyorum. Şeytana tapma sanıyorum artık mantıklı birşey" diye karşılık verdi.

Sohbetimiz Şeytancılığın ne olup ne olmadığı konusunda yoğunlaştı.

LaVey'e göre şeytancılık bir putperestlik değildi. Ama Şeytan insan içinde varolan ve onun dünyevi arzularını dile getiren bir isyancının simgesiydi.

Her ne kadar bir dinde olsa yakından bakıldığında şeytancılık aslında günlük bir yaşam felsefesini dile getiriyordu.

Ancak bu felsefeye uyan insanlar sıradan adamın dışında insanlardı. Bir bakıma şeytancılığın temel tapınma tarzı kendine yönelikti. En kutsal gün bir insanın doğum günüydü.

LaVey bunu şöyle açıklıyor :

" Benim öne sürdüğüm şeytancılık sürü mantığına ve yerleşmiş düşüncelere karşı bilinçli bir alternatiftir.benim düşüncelerim yeniliği ortadan kaldıran akılsızca düşüncelere karşı bir önlem ve özgürleşmedir. "

İnsanlar bunu kolay kolay anlayamayabilirler. Ama LaVey şeytana tapanların toplumun elite bir kesmi olduğunda ısrarlı.

Her ne kadar müritlerine ayinler yapmalarını özel giysiler giymelerini ya da sunaklara çıplak kadınlar koymalarını öneriyorsa da ortaya koyduğu dinin ve özellikle bunun büyüsel çekiciliğinin temelleri konusunda ciddi gözüküyor.

"Şeytancılık din dışı bir felsefe daha doğrusu rasyonalizme dayanan bir felsefe olarak ortaya çıkıyor ve Darvinciliği kendisine temel alıyor. Bunları da çekici bir biçimde bir din olarak insanlara sunuyor. Şeytana tapan birisi bu doğa üstü ortama rastlantısal olarak girebilir Gözleri açık kalbi temizdir. Ama bir Başlama noktası bulduğu vakit, ilkel kabilelerin üyelerinin şimşek ve yıldırımı açıklamaya kalkışması gibi bir girişim içinde olabilir."

Elbette bu söylenenle "KARA BÜYÜ"nün şeytacılığın bir temel öğesi olduğunu göstermiyor. Bununla birlikte LaVey BEYAZ ve KARA BÜYÜ arasında bir ayrım yapmıyor. LaVey'e göre "KARA GÜÇ" lere başvuran "yeni çağcılar" bunu sadece başkalarını aldatmak için yapıyorlar.

LaVey şöyle söylüyor : " Her türlü büyü Şeytan'ın etki alanındadır. Siz ne derseniz deyin ister "BEYAZ" ister "KARA" aslolan Şeytani büyüdür ve Şeytani büyü adaletin güçlerini ayağa kaldırır. İşte birisine bela okuduğunuz zaman beklediğiniz netice bu güçlerden kaynaklanır."

Şeytan'ın İncilinde LaVey büyüyü küçük ve büyük büyü olarak ikiye ayırıyor. Küçük büyü ruh bilimin günlük ve basit uygulamalarına dayanıyor. Büyük büyü ise belli seremonileri gerektiren ayinsel büyüde yatıyor.

LaVey'e göre eğer uygun bir kafa yapısına sahipseniz ve içinizde Şeytanla dirsek temasına girmeyi gerçekleştirebilecek bir güç varsa yakın çevrenizi küçük büyü ile etkileyebiliyorsunuz. Buna ne gibi bir ad takarsanız takın. Bu ister "olumlu düşünce" olsun ister kendini tatmin eden kehanet.

Şeytanın kilisesine birçok insan geliyor. Ama bunlardan çoğu bu işin artık çekiciliğini kaybettiği düşüncesinde asıl ilgi çeken Şeytani ayinlerin üçünü içeren büyük büyü de : Sex , merhamet ve yıkım. Bütün bunlar bir ayinde ama esas olarak önemli imge de toplanıyorlar. Şeytancılar pelerinler giyebilir , tütsü yakabilirler ve özel bir ayin odasında kendilerine uygun çanlar çalabiilirler.

Şeytancı büyünün yeni anahtarı bu büyünün işe yaramasını sağlayabilecek bir manevi "Örtü" yaratmaktır. Örneğin istenilen sex ise şeytanın incili büyücünün arzu durumun kağıt ya da tuval üzerine kaydetmesidir. Bu insanın aklında sürekli kalabilecek bir durumdur ve gerçeğin bir kopyası olarak insan beyninde her zaman yerini alır. İmgeler değiştirilebilir, kurulabilir, yaratılabilir ve bütün bunların hepsi büyücünün arzusuna göre yapılabilir.

Daha önce okduğum bir yazıda LaVey'in yemek konusunda çok titiz olduğunu öğrenmiştim.

Ama birlikte yediğimiz yemekte bu titizlik sofraya hiç yansımadı. LaVey bana hangi tür şarabı sevdiğimi sordu ve beni bu konuda hiç rahatsız etmedi.

Yemekte işin doğrusu tam bir geyik muhabbeti yaptık. LaVey bana porno yıldızı Linda Lovalace ve Star Trek'in kaptanı William Shatner le olan arkadaşlıklarını ayrıca geçmişte Jayne Mansfield ve Marliyn Monroe gibi yıldızlarla yaşadığı aşklarını anlattı.

Yemekten karışık düşüncelerle ayrıldım. LaVey benim düşüncelerine saygı gösterdiğim bir insan mıydı, bir sahtekarmıydı, ya da bir üşütük müydü ?

Uzun saatler birlikte olmuştuk. Ama ben "KARA EV"in kütüphane odası dışındaki yerlerini görememiştim. LaVey bana tekrar gelmem için davette bulundu. Bunu belki nezaket icabı yaptı bilemiyorum. Bana bir taksi çağırdılar ve beni otelime gönderdiler.

Yolda giderken LaVey ve Şeytan'ın Kilisesi hakkında ki düşüncelerimi gözden geçiriyordum.

Dünya gerçekten karanlık iki yönlü ve esrarengiz olaylarla doluydu. LaVey'i terk ettiğim zaman onun 1966 yılında başlattığı şeyden önemle kalıcı ve korkutucu birşey çıkacağı düşüncesindeydim.

Günümüzde Şeytancılığa ciddi bir şekilde bakan ve dinlerin bu konudaki palavralarına inanmayan herkes LaVey'in isyancı orta sıınıf gençliği, heavy metal rock'çuları neo-faşistler gibi tanımladığı insanların şeytana tapmalarının aslında iki yüzlülüğe ve kendi kendini inkar eden manevi hareketlere bir tepki oluşturduğunu kabul edecektir.

Bu hareketler hristiyanlığa karşı mı? Evet ! Bu hareketler yahudiliğe karşı mı? Evet !

Bu hareketler bugüne karşı gördüğümüz her türlü örgütlü dine karşı mı? Kesinlikle Evet !

Aslına bakarsanız Şeytancılığı bu kadar popüler yapan da manevi seçeneklerinde bir yer bulamayan insanlar .

LaVey müritlerinin bugün büyük bir bağlılık ve birlik içinde olduklarını savunuyor. LaVey Şöyle söylüyor :

" Şeytana tapanların kendi özel ilişkileri vardır. Ve onlar kendi konumları içinde zamanı gelince ne yapacaklarını bilirler. Onlar hangi dosyanın "evet" bölümüne hangi dosyanın "hayır" bölümüne giidebileceğini ayırt edebilirler."

Çeşitli mesleklerde yer alan birçok şeytancı artık açık açık ortaya çıkmakta ve şeytana, birbirlerine ve dünyaya duydukları inancı dile getirmektedirler.

"Bütün mesele doğru zamanda ve doğru yerdeki insanlarla beraber olabilmektir. Evet, amaçlarımız var. ve bunların ne olduğunu biliyoruz . ve amaçlarımıza ulaşmak için her türlü hilenin, sahtekarlığın ve ahlaksızlığın yaapılması gerektiğini de biliyoruz."

Şimdi aklınıza şöyle bir soru gelebilir. Acaba LaVey'in müritleri bir avuç kaçıktan mı ibaret ?

LaVey'e sorarsanız böyle bir şey söz konusu değil. Kendilerini şeytana tapanlar olarak görenlerin çoğunluğu doğuştan böyleymiş ve bilinçli bir seçimle bu noktaya gelmeleri söz konusu değilmiş.

LaVey'e göre, şeytancılık çağdaş dünyanın en yeni dini. geçen 25 yıl içinde toplumun önemli kesimlerini etkileyen bir tavır, bir kültürel yaklaşımın ve bir estetik zorunluluk olmuş.

Anton LaVey, eşsiz kütüphane odasında oturduğumuz zaman şeytani gözlerini kısarak bana şöyle demişti :

" Şeytancılık, Pandora'nın kutusu gibidir. Cinler bir kere dışarı çıktığı zaman onları geri koyamazsınız. Bununla ne demek istiyorum biliyormusunuz ?

"İnsanın gözleri bir kez gerçekliğe açıldığı zaman bir daha asla kapatılamaz."

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://scream.niceboard.net
 
kara ev
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MARILYN MANSON FAN CLUB :: MansonFan Çeşitli Kültür :: Satanizm-
Buraya geçin: